Ana Sayfa Blog

Markus Söder ist neuer Partevorsitzender der CSU

0

Der stellvertretende Vorsitzende der CSU Am Hart-München, Serdar Duran hat die Wahl und den Parteitag für uns bewertet: Der 84. Parteitag der CSU hat Dr. Markus Söder mit einer großen Mehrheit von 87,4 % zum neuen Parteivorsitzenden gewählt. Söder gibt als Kompass für die Zukunft aus: „Es ist mir eine riesige Ehre in so große Fußstapfen treten zu können. Es ist eine besondere Verantwortung, sich für Land und Partei in den Dienst zu stellen. Die CSU war und ist und muss immer die entscheidende Partei in Bayern sein!“ Bayern = CSU und CSU = Bayern Die CSU ist untrennbar mit Bayern verbunden. Wir sind Familie und Heimat für viele Menschen. Söder sagt: „Bayern = CSU und CSU = Bayern – das muss auch in Zukunft Leitspruch bleiben. Wir vertreten Bayern und sonst keiner! Wir haben Bayern geprägt und wir wollen Bayern auch weiter prägen – das ist unser Anspruch.“ ZEIT FÜR NEUE STÄRKE Söder setzt auf Team-Geist und gute Zusammenarbeit nach dem Prinzip „Profil mit Stil“. Die Union solle wieder mehr das Gemeinsame statt das Trennende betonen. „Es ist Zeit für eine gemeinsame neue Stärke von CDU und CSU in Deutschland“, so Söder. Markus Söder hat seine Partei dazu aufgerufen, sich in Zeiten der Verunsicherung durch die Globalisierung als „Schutzmacht der Bürger“ aufzustellen: „Wir sind Modernisierer und Bewahrer zugleich. Die Welt wird mit der Globalisierung immer kleiner, aber die Sorgen kommen näher. Die CSU ist offen für Neues, will aber den bayerischen Charakter und die Lebensweise erhalten. Es ist unsere Aufgabe, dass Bayern so bleibt, wie es sein soll.“ Generalsekretär Markus Blume ist überzeugt: „Es braucht die starke Volkspartei CSU. Wir geben das Konzept Volkspartei nicht auf, wir glauben an die Volkspartei!“ Unser Ansatz ist Erneuerung: Wir machen 2019 für die CSU zum Jahr der Erneuerung – personell, strukturell und inhaltlich! So, wie die CSU in ihrer Geschichte immer Tradition und Modernität verbunden hat, erneuern wir uns auch jetzt. Wir wollen Volkspartei bleiben und Zukunftsbewegung werden. Unser Kompass dafür heißt unverändert: stark für Bayern, näher am Menschen und offen für Neues. „Wer sonst als die CSU sollte die die politische Klammer des Landes sein?“ bekräftigt Blume. „Zusammenhalten und zusammenführen, wo andere spalten, ist unser Markenkern als christlich-soziale, liberale und konservative Volkspartei. Nur die Volkspartei kann Meinungen und Menschen zusammenführen“, so Blume weiter. Jetzt müssen Taten folgen und die Erneuerung der CSU aktiv vorangetrieben werden.

Markus Söder ist neuer Partevorsitzender der CSU

 

Turan KAYA, Serdar DURAN    Panorama Medya  München

 

 

 

Markus Söder CSU Genel Başkanı seçildi

0

MÜNIH: Markus Söder CSU Genel Başkanı seçildi.

CSU Münih-Harthof Teșkilatı Bașkan Yardımcısı Serdar Duran konuyu bizim için değerlendirdi: 19 Ocak 2019 cumartesi günü Münih’de olağanüstü kurultay için toplanan Bavyera’nın köklü partisi CSU (Hıristiyan Sosyal Birliği) yenilenmek ve yeni güce kavuşmak istiyor. Bavyera eyalet devletinin Başbakanı olan Markus Söder şimdi de Hristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin (CSU) yeni lideri oldu. Münih’te düzenlenen olağanüstü CSU Kurultayı’nda yapılan seçimde, 800 delegenin kullandığı oylarin yüzde 87,42 alarak Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in yerine parti genel başkanı oldu. Söder böylelikle partinin 9. Genel Başkanı ünvanını aldı. Seehofer ise kurultayda partinin onursal başkanlığına seçildi. Almanya’daki hükümetin büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU) kardeş partisi konumundaki CSU, ekim ayında Bavyera’da yapılan seçimde eyalet meclisinde çoğunluğu kaybetmişti. Bunun üzerine aylardan beri eleştirilere maruz kalan Federal İçişleri Bakanı Seehofer 2 ay önce genel başkanlık görevinden ayrılacağını açıklamıştı. Aralık 2017 den beri partinin geleceği ve yönetimiyle alakalı yoğun bir gündem olușturuldu. Zira geçtiğimiz Ekim ayında yapılan Bayvera Eyalet Meclisi seçimlerindeki hezimetten sonra parmaklar Seehofer’i gösteriyordu. Bavyera Maliye Bakanı Dr. Markus Söder yıllardır veliaht olarak isimlendiriliyordu ve parti tabanından yoğun destek görmesi bekleniliyordu. Aslen Nürnberg’li olan Söder çoğu parti arkadașı tarafından hırslı bir o kadar da geleceğin lideri ve Bavyera’nın yeni Bașbakanı olarak görülüyordu. Böylelikle yeni ve daha huzurlu bir döneme girildi. Parti az da olsa mesafe kat etti. Tartıșmalar dedikodular bitti. Önümüzdeki Mayıs Avrupa Parlamentosu seçim kampanyasına odaklanmak gerekiyor. Söder teșekkür ettikten sonra, delegelere seslenerek “bugün yeni bir dönem bașlıyor” dedi. “Ayrımcılık ve gericilik toplumu çok gerdi son yıllarda. Artık siyasi söylemlerin ve gündemin daha birleştirici ve yapıcı olmasi gerektiğini herkes anladı sanırım”.

Markus Söder CSU’nun yeni Genel Başkanı seçildi

 

 

Haber: Turan Kaya, Serdar Duran    Panorama Medya Münih.

Srebrenica’nın sırrı…

0

Açılan gizli arşivden, Hollanda’nın o günlerdeki hükümetinin, akibeti sezdiği ama lakayt kaldığı anlaşıldı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, en kanlı ve hunhar katliam olarak tarihe geçen Srebrenitsa’da Hollandalı askerlerin ihmalkârlığı unutulmuyor.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda halkı, Srebrenitsa katliamı konusunda bugüne kadar belirsiz  kalan gerçekleri, Milli Arşiv’in gizliliğinin kaldırdığı birkaç günden bu yana öğrenmeye başladı. Mavi Bereli Hollandalı askerlerin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük katliam olan Srebrenitsa’daki yanlışı, ‘Devlet Sırrı’nın açıklanmasından sonra daha açık bir şekilde ortaya çıktı.

Açıklanan arşiv notlarında, Hollanda’nın o günlerdeki hükümetinin akibeti sezdiği ama lakayd kaldığı anlaşılıyor.
Şimdi size arşivdeki notlardan bazı paragraflar sunuyorum:

Srebrenica ismi, Hollanda Bakanlar Kurulu toplantısında, ilk kez 2 Nisan 1993 tarihinde duyulmuştu.

Hıristiyan Demokrat (CDA) partili Dışişleri Bakanı Peter Kooijmans, İslam halkına gitmekte olan yiyecek ve ilaçlara, Bosna-Sırp kuvvetlerinin el koyduğunu belirtmişti. İşçi Partili (PvdA) İçişleri Bakanı Ien Dales ise, ‘Hollanda bunun gerçekleşmesine seyirci kalırsa, tıpkı İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında olduğu gibi, gelişmelere karşı gözlerini kaparsa elleri kirlenir’ şeklinde çok duygusal bir yanıt vermişti.
Dales, ‘Etnik temizlikten’ de söz etti.

Hollanda 1993’te, eski Yugoslavya’daki çatışmalarda bir transport birimi ile katkıda bulunuyordu. Bu birim, birbirleriyle savaşan tarafların zorluklarına karşı direnemiyordu. Hollanda parlamentosu, buraya vuruşmaya katılabilecek askerler ile  F-16 savaş uçakları gönderilmesini onaylamak istiyordu.
Lubbers III kabinesi de bunu gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanı Kooijmans, kabine toplantısında yapılan tartışmalar sırasında, barışın diplomatik yolla gerçekleşmesinin imkâsızlaştığını, Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği’nin, ‘Güvenlik Bölgesi’ için anlaştığını belirtti. Aradan bir gün geçmeden İşçi Partili Kalkınma ve İşbirliği Bakanı Jan Pronk, Srebrenitsa’da, Bosnalı Sırplar’ın çok güçlendiğini ve Müslüman halkı katledeceğini söyledi. Pronk’un söylediği hemen gerçekleşmedi ama iki yıl sonra gerçekleşti.

Hollanda, Srebrenitsa’ya henüz asker göndermemişti. İşçi Partili Savunma Bakanı Relus ter Beek, oraya 150 Kanadalı Mavi Bereli’nin gideceğini belirtiyor. Dışişleri Bakanı Kooijmans, meslektaşı Ter Beek’e, oraya bir tabur hava kuvveti gönderirlip gönderilemeyeceğini soruyor.

Bakan Ter Beek, bunun 1993 sonunda gerçekleşebileceğini, ancak ortada bir sorunun bulunduğunu, paralı askerler ile mükellef askerlerin bu görevi gönüllü olarak kabul etmeleri gerektiğini söylüyor. Başbakan Yardımcıs İşçi Partili Wim Kok ile Dışişleri Bakanı Kooijmans, Savunma Bakanı’nın bu konuda kolları sıvamasını bekliyorlar.

Yıl sonuna doğru karar süreci güçleniyor. Zira, Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, Hollanda’nın Birleşmiş Milletler gücüne katkı vermesi için Kooijmans’tan dilekte bulunmuş. Kooijmans bu istek için, ‘En kötü çözüm yolu’ demiş.

Savaş bölgesine askeri güç göndermek, Hollanda için çok kolay görünmüyordu. Kooijmans ve Ter Beek, kasım ayında bir tabur hava kuvveti gönderilmesi için Bakanlar Kurulu’nu zorluyorlar.Ter Beek, Birleşmiş Milletler Şefi Boutros-Ghali’in, kemdisinden bir zırlhlı araç taburu istediğini de söylüyor.
Ter Beek, Srebrenitsa’da bulunan 150-180 kişilik Kanadalı Mavi Bereli’nin yerini dolduracak bir paralı asker taburunun hazır olduğunu belirterek, Bakanlar Kurulu’ndan onay istiyor.

Başbakan Lubbers, başlangıçta sevkiyatı kabul ettiklerini, ancak görev dağılımı için, müttefikler ile yapılacak görüşmeleri bekleyeceklerini belirtiyor.

Bakanlar Kurulu, bu sevkiyatın finansal çözümünün de konuşulması gerektiği belirttikdikten sonra onay verdi.

Ama bu sırada ilginç bir haber geliyor.  Savunma Bakanı Ter Beek, daha önce Bosna’ya göndermiş olduğu General Ruurd Reirtma’dan bir fax mesajı alıyor. Bu faks mesajında, Hollanda’dan gelecek olan askerlerin  Srebrenica’daki  ‘safe area’ya yerleştirileceği belirtiliyor. Ter Beek bunu kabul ediyor ve gelen mektubu Bakanlar Kurulu’na sunuyor.
Bakanlar Kurulu, bu mektubu sadece bilgi olarak kabul ediyor. Zira Kasım ayında verdikleri şartlar henüz yerine getirilmemiştir.

Hollanda Millet Meclisi, 1994’dün başında ‘Dutchbat I’ diye adlandırılan birliğin gitmesini onaylıyor. (Bu konudaki gizli notlar 2020 yılında açıklanacak.)
Hollanda, İçişleri Bakanı Ien Dales’in korktuğu gibi, bu konuya duyarsız kalınmamıştı. Ne yazık ki aynı Ien Dales, 1995’te meydana gelen katliamdan önce vefat etmiş ve o kahredici olayı yaşamamıştı.

Srebrenica’da Sırplar, 11 Temmuz 1995 günü 9 bine yakın Bosnalı Müslüman’ı hunharca katletmişti. Bu katliama göz yuman Hollandalı askerler, 15 temmuz günü Müslüman halkın isyanını da böyle seyretmişti.

 

Hollanda Barış Gücü’nün göz yumduğu Srebrenitsa

 

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımı, aradan geçen 24 yıla rağmen Boşnakların kapanmayan yarası olmaya devam ediyor.

Bosna Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te başlayan, 8 bin 372 Boşnak sivilin Ratko Mladic komutasındaki Sırp askerler tarafından hunharca öldürüldüğü soykırım, sadece Bosna Hersek’te değil, tüm dünyada acının ve adalet arayışının sembolü haline gelmişti.

Nasıl başladı?

Ratko Mladic komutasındaki Sırp birlikler, 11 Temmuz 1995’te Hollandalı Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin koruması altındaki “güvenli bölge” Srebrenitsa’ya girdi.

Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinin (ICTY), aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum ettiği Mladic’in,
11 Temmuz 1995’te yaptığı açıklama, sonraki birkaç günde olacakların habercisiydi.

Mladic, Sırp Bayramı arifesinde, şehri Sırp milletine hediye ettiklerini kaydederek, “Nihayet bu topraklarda Türkler’den (bölge Müslümanları için kullanılan ifade) intikam alma zamanı geldi.” ifadelerini kullanmıştı.

Sırplar, Srebrenitsa düştükten sonra  8 bin 372 Boşnak sivili katletti, çok sayıda kadın ve çocuk evlerinden sürüldü.

“Ölüm Yolu”

Srebrenitsa’nın düşmesinin ardından, bu şehirde yaşayan Müslüman halkın bir kısmı, bugünkü şehitliğin tam karşısında bulunan eski akümülatör fabrikasında konuşlanan Hollanda askerlerine sığınırken, bir kısmı da orman yolundan Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmayı denedi. Orman yolunu seçenlerin de, Hollandalı askerlere sığınanların da kaderi aynı oldu.

Yaşanan büyük katliamlar nedeniyle halk arasında “ölüm yolu” olarak da anılan orman yolunu tercih eden binlerce Boşnak, Sırp askerlerin kurduğu pusularda yaşamını yitirdi.

Hollandalı askerlere sığınanlar da eski akümülatör fabrikasındaki ilk gecenin ardından başlarına gelecekleri anladı. İlk gece fabrikaya giren Sırp askerler, Boşnakların kimlik kontrolünü yapıp keyiflerine göre bazılarını götürürken, eşlerinden ya da oğullarından ayrılan kadınların çığlıkları olacakların habercisiydi.

Ertesi gün Hollandalı askerlerin birkaç metre ilerisinde, kampın hemen dışında bekleyen Sırp askerler, kadın ve çocukları otobüslere bindirirken, erkekleri hemen orada ailelerinden ayırdı. Ailelerinden ayrılan erkekler, daha sonra katledilip farklı toplu mezarlara gömüldü. Kadın ve çocuklar ise yıllardır yaşadıkları evlerinden sürgün edildi.

Hollanda’nın rolü

Srebrenitsalı Boşnak sivillerin o dönem “tutunacak dal” olarak gördüğü Hollandalı BM askerlerinin rolü, aradan 24 yıl geçmesine rağmen bugün de tartışılıyor.

Şehrin Sırp güçlerince işgal edilmesinin ardından çekilen ve kamuoyunun da aşina olduğu görüntülerde, Hollandalı BM askerlerinin komutanı Thom Karremans’ın, 11 Temmuz 1995’te görüştüğü Mladic karşısında el pençe durması gözden kaçmıyor. Şehre giren Sırp askerlerine ateş açılması nedeniyle Karremans’ın adeta ifadesini alan Mladic’in, görüntülerin sonunda ise Karremans’a içki ısmarlaması ve ikilinin birlikte kadeh kaldırması dikkati çekiyor. Hollandalı askerlerin Srebrenitsa’dan uğurlanması öncesinde de Sırp komutanın, Karremans ve ailesine çeşitli hediyeler vermesi de bir başka detay olarak göze çarpıyor.

Hollanda mahkemesinin kararı

Hollanda’da bir mahkeme ise 3 yıl önce, kasabada 300 Boşnak’ın öldürülmesinden Hollandalı BM askerlerinin doğrudan sorumlu olduğuna hükmetti.

Lahey kentinde görülen davada kararı okuyan Yargıç Larissa Alwin, Hollandalı BM barışgücü askerlerinin kontrolleri altındaki kamptan götürülen erkeklerin öldürüleceğini bilmesi gerektiğini, çünkü o dönemde de Sırpların savaş suçları işlediğine dair kanıtlar bulunduğunu vurgulamıştı.

Alwin, “Hollandalı BM barışgücü askerleri bu erkeklerin karargahtan götürülmesinde işbirliği yaparak yasalara aykırı davranmışlardır” demişti.Mahkeme Hollanda’nın 300 erkeğin yakınlarına tazminat ödemesi gerektiğine karar vermişti. Ancak mahkemeye göre, Hollandalı askerlerin Srebrenitsa’nın düşmesinden ve karargaha değil etraftaki orman arazisine sığınan diğer kurbanların ölümlerinden sorumlu tutulamazlardı.

Hollandalı Bakan: Srebrenitsa katliamı önlenebillirdi

Bosna Hersek’te 8 binden fazla Boşnağın öldürüldüğü Srebrenitsa katliamı sırasında, koalisyon ülkeleri arasındaki gizli anlaşma nedeniyle hava operasyonu yapılmadığı ortaya çıktı. Eski Hollanda savunma Bakanı Joris Voorhoeve, “Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa’da hava desteğine izin vermiş olsaydı, kitlesel katliamların önüne geçilebilecekti.” diyor.

Hollanda 2 kanalında yayınlanan “Srebrenitsa Neden Düşmeliydi?” adlı programda, BM’nin, “Bosna’daki katliama seyirci kaldığı” iddialarına ilişkin belgelere yer verildi.
ABD kaynaklı gizli belgeler Hollandalı eski Bakan tarafından da doğrulandı.
Bosna iç savaşı sırasında “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa kenti, BM adına görev yapan Hollanda taburunun (Dutchbat) kontrolündeydi.
Bu nedenle Hollanda, Srebrenitsa katliamı nedeniyle en fazla eleştirilen ülkelerden bir oldu.

Gizli anlaşma

Savunma eski Bakanı Voorhoeve, Fransa, İngiltere ve ABD arasında, 1995 yılı Mayıs ayında imzalanan gizli anlaşma nedeniyle, Srebrenitsa’ya hava desteği verilmediğini açıkladı.
Hollandalı Bakana göre bu gizli anlaşma, İngiliz ve Fransız barış gücü askerlerinin Sırplar tarafından kaçırılmasının ardından yapıldı.
Londra ve Paris, Washington yönetimi ile NATO hava gücünün Bosnalı Sırplara karşı kullanılmaması konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşma, kamuoyundan gizli tutuldu.
Joriz Voorhoeve, 1 Temmuz’da yayımlanacak “Güvenli Bölgeler” adlı kitabında da bu konuya değiniyor.

Srebrenitsa’ya yönelik Sırp saldırısı 6 Temmuz 1995 tarihinde başladı. Dutchbat Komutanı Ton Karremans’ın hava desteği talebi, BM tarafından her seferinde geri çevrildi.

‘Sırp saldırganlığının sonucu’

Hollandalı eski Bakan, BM’nin hava desteği vermemesinin mantıklı bir açıklaması bulunmadığını düşünüyor. “Bunun gerekçesini kendime bile açıklayamıyorum” diyor.

Voorhoeve, BM’nin o bölgedeki başarısızlığı nedeniyle Hollanda taburunun haksız yere “günah keçisi” olarak gösterildiğini söylüyor.
Savunma eski Bakanı, “BM önemli bir hava desteği vermiş olsaydı, büyük sayıda kurban ölümden kurtarılabilirdi” diyor ve Gorajde’de hava desteği nedeniyle kitlesel ölümlerin önlendiğine dikkati çekiyor.

Joris Voorhoeve, buna rağmen gizli anlaşma yapan üç ülke ile BM’nin katliamlardan sorumlu tutulamayacağını savunuyor ve “Srebrenitsa’nın düşmesi, Sırp saldırganlığının sonucuydu” görüşünü dile getiriyor.

Hollandalı eski Bakan’a göre, Bosna Hersek’teki katliamların çok sayıda nedeni var. BM gücü UNPROFOR’un eksikliği, Hollanda hükümetinin toplu katliamlara yol açan gelişmeleri doğru yorumlayamaması, bunlardan bazıları.

Askerler açıklama istiyor

Ortaya çıkan yeni gelişme, Srebrenitsa katliamının tanığı olan Hollandalı askerlerde “şok etkisi” yarattı.

Dutchbat’ta görev alan askerler, bu konuda kapsamlı açıklama istiyorlar. Askerler, “NATO’nun Sırp saldırılarından haberdar olduğu, ancak bunu Hollanda’dan sakladığı iddiaları, artık açıklığa kavuşturulmalı”. dediler.

Askerlerin bağlı olduğu kuruluş, “devlet sırrı dahi olsa, bu konudaki bütün bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasını” istiyor.
Dutchbat Komutanı Ton Karremans ise, “Bu gerçeği biliyordum ama ispat edemiyordum” diyor. Karremans, Srebrenitsa katliamı sırasında karşısına çıkan “politik çıkarlarlarla mücadele ettiğini” vurguluyor.
Ton Karremans, Hollanda hükümetinden, ABD’nin elindeki gizli belgeleri istemesini de talep ediyor.
Eğer bu gerçekleşmezse, ABD mahkemelerine şahsen başvurarak, konunun aydınlatılması için çaba harcayacağını söylüyor.

Münih BAU 2019 İnşaat Fuarı

0
Münih İnşaat ve Yapı Malzemeleri Fuarına ” BAU 2019” ilk kez Türkiye’den 67 firma katılıyor. Branşında dünyanın en büyüğü olan, 45 ülkeden 2250 katılımcının yer aldığı her iki yılda bir yapılan ”BAU 2019 ‘ Fuarina 250 Bin ziyaretçi bekleniyor.
İki yılda bir Almanya’nın Münih kentinde yapılmakta olan ve dünyanın branşında en büyüğü sayılan, İnşaat ve Yapı Malzemeleri Fuarı ” BAU 2019”,14-19 Ocak 2019 tarihleri arasında, 200 Bin metrekare kapalı alanda 45 ülkeden 2250 ( bunlardan 842 si Almanya dışından) katılımcıyla gerçekleşmekte.


Milli katılımcı olarak Fuarda yer alan İstanbul Ticaret Odasının 2 ayrı salondaki (İTO) Standlarındaki 16 katılımcıyla , aralarında İhracatçılar Birliği (IMMIB) de olmak üzere Türkiyeden ilk kez 67 firma temsil edilmekte.

T.C Münih Başkonsolosu Mehmet Günay’a ve Ticaret Ataşesine İTO Standında yönetim kurulu Başkan vekili Dursun Topcu ziyaret mülakatı verdi.

Uluslararsı Münih Fuarı Türkiye Temsilcisi Osman Bayazıt Genc’in verdiği bilgiye göre, inşaatın her farklı biriminde yer alan malzeme, teknolojinin mimari gelişmelerin sergilendiği bu yılki fuara katılan Türk Firmaları arasında, en ince mermer kaplama yapanlardan dünya 2. ile, otomatik otopark sistemleri buluş ve üreticileri 2 firma da yer alıyor. Bu yılki fuara doluluk sebebiyle katılamıyanlarıdan bir yedek liste oluşturulduğunu söyleyen Osman Genc, ziyaretçiler arasında 70 Bin olarak tahmin edilen mimarın,inşaatlarda tercih edecekleri teknoloji ve malzeme üzerinde karar verici olarak, ihracat amaçlı katılımcı Türk firmaları için önemine dikkat çekti. 
Fuarda, Türkiyeden gelen katılımcı standalarını Ticaret Ataşesi Ertem Çoban ile ziyaret eden T.C Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, ilgililerden faaliyetleri ve beklentileri hakkında bilgi aldı.
Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve yazı
Haber: Turan KAYA – Panorama Medya Münih

Sosyal medya canavarı…

0

Ömrümüzden bir yıl daha gelip geçti…

Geçmişi hatırlamak istemeyenler çoğunlukta tabii…
Kimimiz mutlu ama çoğumuz mutsuzuz.
Şükreden de var, küfreden de…

Tüm dünyada acı ve kederin hakim sürdüğü, lanet olası bir yıl geçirdik.
Bu gelişmeden mutluluk duyan insanları düşündükçe, daha da endişeleniyoruz.
Klavye başına oturup, sosyal medyada ahkâm kesenler, kendilerini dev aynasında görüyorlar ama, başkalarının günahını alarak suç işliyorlar.
Kendi kabahatlarını ve günahlarını göremeyenler, başkalarının kuyularını kazarak korkunç hale geliyorlar.

İçinde yaşadığımız bilgi çağında, önceleri sevinmiştik.
Ama o sevinç kursağımızda kaldı maalesef.
Bizi kimler bilgilendirecekti?
Bunu hesaba katmadan sevinmiştik ama, sosyal medya denen canavar, kötü ve cahil insanların kötülük basamağı oldu.
Akıl ve mantık dışı, kötülük ve iftira yazılarıyla ortalığı kan gölüne çevireceklerini hiç düşünmemiştik bu insanların…
Kimin iyi, kimin kötü, kimin düşman ve kimin dost olacağı hiç hesaplanmamıştı.
İşte bu salgın hastalığın virüsü tüm dünyayı kapladı.

Sosyal medya denince akla gelen Facebook, Google, YouTube, Messenger, WhatsApp, Apple, HP, Microsoft, Twitter gibi, bilişim teknolojisi devlerinin kurulduğu San Jose Vadisi’ne, Slikon Vadisi deniliyor. Bunlar’ın hepsi California’nın kuzeyindedir.

Slikon Vadisi’ndeki devlerin çocukları, ellerindeki en son model cihazlar ile en iyi okullarda okuyorlar ama, bizim çocuklarımız aynı imkânlara sahip değiller.

İşte, böyle bir ortamda ortaya çıkan eğitilmemiş kendini bilmezler, yazdıkları iftira ve yalan dolu satırlar ile en büyük kötülüğü yapıyorlar.

Başta Google olmak üzere, diğer blogların bu kötü gidişe çare aradıklarını duyuyoruz.
Ne var ki, bu üzücü gelişmenin önüne geçmek için devletlerin de el atmaları gerekmektedir.
Aksi takdirde, birkaç yıla kalmaz, bu cahil ve kötü insanların maskaralıkları, çok büyük bir canavara dönüşecektir.

Bekleyeceğiz ve göreceğiz.

Utrecht Turizm Fuarı’nda Türkiye şöleni…

0

Utrecht Belediye Başkanı ile birlikte açılışı yapan Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy, bundan sonraki hedefin turist sayısında değil gelirde olduğunu söyledi …

Avrupa’nın en önemli 5 turizm fuarından biri olan Hollanda’nın Utrecht Fuarı’nın açılışında tam bir Türkiye Şöleni yaşandı.

Türkiye’nin turistik bölgelerinden gelen turizmciler ile, Hollanda’dan tur operatörlerinin yer aldığı 1.300 metrekarelik alandaki standlarda, görsel  ve yazılı en iyi materyallar sergilendi.

Başta Corendon olmak üzere, Türkiye’ye tur organize eden tur operatörlerinin birbirleri ile adeta yarıştıkları fuar alanını ziyaret edenler, özellikle Utrecht Belediye Başkanı Jan van Zanen ve Bakanımız Ersoy’a gösterilen yoğun ilgi nedeniyle, en çok Türkiye standı önünde biriktiler.

Avrupa’da en çok önem verilen Utrecht Turizm Fuarı’na değer verenler arasında, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy da vardı. 49 yıldan bu yana, bu fuara sadece  3 Bakanımız gelmişti. Bu Fuar’ın önemini, kendisi de turizmci olduğu için çok iyi bilen Ersoy, yoğun programını değiştirerek Utrecht’e geldi.

Fuarın resmi açılışı dolayısıyla Türkiye standında düzenlenen resepsiyona, Kültür​ ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Şaban Dişli, Amsterdam Başkonsolosu Engin Arıkan, Rotterdam Başkonsolosu Aytaç Yılmaz, Deventer Başkonsolosu Tuna Yücel Modrak, Utrecht Belediye Başkanı Jan van Zanen ve Türkiye’den davetliler katıldı.

Bakan Ersoy,  Türkiye turizmine yönelik sayısal bir sıkıntı kalmadığını belirterek, Avrupa ve Hollanda ile bundan sonraki hedeflerinin sayılar değil, gelire odaklı bir turizm pazarlaması olduğunu söyledi.

Turizmin, ikili ilişkilerin göstergesi olduğuna dikkati çeken Ersoy, “Siz ilişkileri ne kadar iyileştirip kuvvetlendirirseniz, aradaki turizmi de o kadar kuvvetlendirmiş oluyorsunuz. Zaten bunun ciddi yansımalarını rezervasyonlarda da görüyoruz. Hollanda’dan Türkiye’ye olan yolcu trafiği geçen sene yaklaşık yüzde 33’lük artışla kapanmıştı. Şu anda erken rezervasyon rakamlarına baktığımız zaman yine yüzde 30 civarında bir artış öngörülüyor.” dedi.

Hollanda’da aldıkları resmi raporlara göre Türkiye’nin şu anda birinci destinasyon olarak görüldüğünü ifade eden Ersoy, şöyle devam etti:

“Hollanda’dan Türkiye’ye olan yolcu trafiği geçen sene yaklaşık yüzde 33’lük artışla kapanmıştı. Şu anda erken rezervasyon rakamlarına baktığımız zaman yine yüzde 30 civarında bir artış öngörülüyor.
Avrupa’ya Hollanda’yla bundan sonraki hedefimiz aslında sayılar değil, gelir. Gelire odaklı bir turizm pazarlaması yapacağız. Kesin sonuçlar önümüzdeki ay açıklanacak ama geçen yılı muhtemelen 45-46 milyon bir sayı ile kapatacağız inşallah. Hollanda’da 2018 yılında bu rakam 1 milyonu geçti. Önümüzdeki sene 52 milyon bir hedef koyduk biz kişi sayısında. Bu Türkiye’nin 2023 yılı için koymuş olduğu hedefin üstünü sağlamış olacağımızı düşünüyoruz bir terslik çıkmazsa.”

Ersoy, Türkiye’ye gelen turist verilerini, yalnızca resmi kuruluşlardan aldıkları bilgiler doğrultusunda değil, iş birliği içinde oldukları diğer kurumlardan da toplamaya başladıklarını dile getirdi.

Açılışa Turkiye standında katılan Utrecht Belediye Başkanı Jan van Zanen, fuara katılanların mutlaka Türkiye standına uğramaları gerektiğine vurgu yaparak, “Türkiye’nin dünyaca ünlü Türk kahvesinin, güzel plajlarının, tarihinin ve kültürünün tadına varın. Türklerin misafirperverliğini de şahsen iyi biliyorum.” ifadesini kullandı.

Fotoğraflarla Fuar

Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli, daha önce Hollanda’da bir bankanın genel müdürlüğünü yaptığı için, aşina olduğu Hollanda’yı, Utrecht Belediye Başkanı Jan van Zanen ile uzun uzun görüştü.

Fuar açılışını takip eden İlhan Karaçay, görüşme fırsatı yakaladığı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a, ‘Türkiye-Hollanda Arasındaki 400 Yıllık İlişkiler ve  Hollanda’ya Türk Göçünün 50înci Yılı’ adlı kitabını sundu.

   Türk Hava Yolları, Fuar alanına kurduğu standı ile dikkatleri çekti. THY, Utrecht Turizm Fuarı’na katılışından bu yana en güzel standı açmış oldu.

  

Fuar’a damgasını vuran Türk hava Yolları’na, Bakan Ersoy da ilgi gözterdi.
THY standına geldiğimiz zaman, Bakan Ersoy ile Türk Hava Yolları’nın Pazarlama Satış Başkan Yardımcısı Veysel Serdar, THY Amsterdam Müdürü Cengiz İnceosman ve Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli ile bir masada bulduk.

Utrecht Turizm Fuarı’nın en büyük müdavimi olan ve Türkiye’ye en çok turist gönderen tur operatörü olarak bilinen Corendon, bu kez de fuarın gözdelerinden biriydi.

Türkiye turizminin lokomotifleri arasında elbette ki Türk tur operatörleri de var. İşte bu tur operatörleri , ‘Hollanda Turizmciler ve Seyahat Acenteleri Derneği’ adı ile bir çatı altında birleştiler. Fotoğrafta görülen, derneğin yöneticileri (soldan sağa) Durmuş Doğan, Osman Çelik ve Kamil Saygı, ziyaretçilere bol bol bilgi verdiler.

 

Fuar’a Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de katıldı. Geçtiğimiz yıllarda, ‘
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ adından hoşlanmayan Yunanlılar ve Rumlar, Fuar yönetimine itirazda bulunmuşlar ve standın kapanmasını istemişlerdi.
Standta bulunan görevliler, Hollandalı ziyaretçilerden büyük ilgi gördüklerini belirttiler.

Haber: İlhan KARAÇAY / HOLLANDA

Müsiad Münih yeni merkezlerinde ilk istişare toplantısını yaptı.

0

Yurt dışında 83 farklı ülkede 213 nokta ile hizmet veren MÜSİAD ( Müstakil İş adamları Derneği) Münih Sivil Toplum Kuruluşu Münih’te Oberschleissheim- Sonnenstr.7 ‘ adresinde ilk toplantısını  T.C Münih Başkonsolosu Mehmet Günay,Ticaret Ataşesi Ayman Ertem Çoban, Eğitim Ataşesi Prof.Dr. Mustafa Çakır, Müsiad Münih Kurucularından Onursal Başkan İş adama İsrafil Dursun STK başkanları  ve Yerel Türk Basın Mensuplarının katılımı ile gerçekleşti.

Müsiad Üyeleri

Müsiad Münih Başkanı Nebi Alp

Yeni görevine Ekim ayında başlayan T.C Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, Ticaret Ataşesi Ayman Ertem Çoban, Eğitim Ataşesi Prof.Dr. Mustafa Çakır toplantıya katılanları selamladıktan sonra, 50 Bin işletmeyi temsil eden 11 bini aşkın üyesi ile güçlü bir Sivil Toplum Kuruluşu olan Müsiad’ı Türkiye ekonomisine yön veren, İslami kuralları esas alarak ticari faaliyetlerinde her zaman ülke ve milletimizin menfaatini ön planda tutan kurumlarından biri olarak tanımladı. Müsiad çatısı altında kolaylaştırmak , paradan başka güç tanımayan bu ülkelerde ekonomik alanda belli bir güç elde ederek burada yaşayan insanımızın sosyal-ekonomik durumunu iyileştirmek olduğunu belirtti.

Eğitim Ataşesi Prof.Dr. Mustafa Çakır ve Ticaret Ataşesi Ertem Çoban da yaptıkları konuşmalarında, eğitimin ticaretle ilişkisi konusuna istişare ederlerken para kazanılırken bazı değerlere önem verilmesi geleneğinin Avrupada’da yaşatılması temennisinde bulundular.
 
Ticaret Ataşesi Çoban 
”Ekonomik çalkantı içinde görünen Türkiye’nin aslında yaşanan bilgi kirliliğine rağmen Türkiye’de ekonomik bir kriz olmadığını vurgularken verdiği ekonomik verilerin bunu doğruladığını,Türkiye Bankacılık sisteminde çok iyi durumda, bütçe kriterlerimiz şuan Avrupa’nın 26 ülkesinden daha iyi durumundadır.
Umutsuzluk yok ,ekonomik kriz yok, büyüme bütçe cari açıklar en iyi durumda kontrol altında  olduğunu  söyledi.”
 
Başkonsolos Mehmet Günay,
 

Müsiad’ın yeni şubesinin güzel hayırlı işlere imza atan ve iyi değerlendirilmesi gereken bir mekan olaması dileğinde bulundu ve iyi ilişkiler içinde birlik olunmasının önemli olduğunu belirtti.

Başkonsolos Günay, okul- çocuk- ebeveyn üçgeni içindeki unsurlardan  ana babanın mevcut Okul Aile Birlikleri  ile her zaman  iletişim içinde olmalarının önemine dikkat çekti.

Eğitimin sadece Akademik boyut olarak düşünülmemesini ve meslek eğitimi konusunun yalnızca aileler için değil Müsiad gibi etkili STK ‘ların da üzerinde eğilmeleri gereken bir görev olduğunu söyledi.

Başkonsolos Mehmet Günay her alanda artık daha güçlü bir toplum olduğumuzu 1960 ‘lı yıllarda gelen ilk nesil insanımızın durumları malum. Şimdi her yönü ile  daha iyi durumdayız ancak yeterli  değil. Özellikle hem akademik hemde mesleki eğitim konusundaki problemleri mutlaka birlikte  çözmemiz gerekiyor dedi.
 
Yapılan İkram ve çay sohbeti ile toplantı son buldu.
Müsiad Üyeleri

Haber : Turan Kaya Münih

 

 

Adana’da vahşet: Cani anne “canım istedi öldürdüm”

0
Adana’nın merkez Seyhan ilçesinde, iddiaya göre imam nikahlı yaşadığı İlhami K.’nın kendisiyle ilgilenmediğini öne süren Aysel Y., 15 aylık bebeğini döverek öldürdü. Aysel Y. bebeğini neden öldürdün sorusuna, “Canım istedi, öldürdüm” dedi.

 

Fotoğraf: DHA

Olay, gece saatlerinde Merkez Seyhan ilçesi Fatih Mahallesi`nde meydana geldi. İddiaya göre, bir süredir imam nikahlı yaşadığı İlhami K.’nın kendisine ilgi göstermediği gerekçesiyle cinnet getiren anne Aysel Y., 15 aylık kızı Pınar K.’yı döverek öldürdü. Olaydan sonra akrabalarını arayan anne, çocuğunun öldüğünü söyleyerek, bir süre başında bekledi. Akrabaların ihbarı üzerine olay yerine giden polis ekipleri, 15 aylık bebeğin cansız bedeniyle karşılaştı.

 

Fotoğraf: DHA

‘ÖLDÜRDÜM İŞTE NE VAR?’

Gözaltına alınan anne Aysel Y., polis aracına götürülürken basın mensuplarına “Evet öldürdüm işte ne var? Canım istedi. Psikolojim bozuk. Pişmanım. Eşimin Allah belasını versin” dedi. İlhami K.’nin daha önce iki kez evlendiği ve ikinci evliliğinin hala devam ettiği öğrenilirken, Aysel Y. ile imam nikahıyla birlikte olduğu iddia edildi.

15 aylık bebek, otopsisi yapılmak üzere Adana Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı. Anne A.Y. ise ruh sağlığının bozuk olduğu ve cezai ehliyetinin belirlenmesi üzere Adana Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürüldü.

adana-dha21_6694204

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Sözcü / AJANSLAR

Cumhuriyetin 95. kuruluş yılı Münih’te kutlandı.

0

T.C Münih Başkonsolosluğunun düzenlediği Cumhuriyetin 95. kuruluş yılı Münih’te kutlandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 95’nci yıldönümü Münih Başkonsolosluğu tarafından, Münih’in en prestijli mekânlarından olan Nymphenburg Sarayı Hubertus Salonunda düzenlenen resepsiyonla kutlandı.  Bavyera Eyaleti Hükümetini temsilen ” Bilim ve Sanat Bakanı Prof. Dr. Marion Kiechle’nin yanı sıra çok sayıda Türk ve Alman davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen resepsiyonda, Türk ve Alman Milli Marşlarının seslendirilmesi ve Sayın Cumhurbaşkanının Bayram mesajının okunması sonrasında, 1 Ekim 2018 tarihi itibariyle görevine başlayan T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, salonda bulunanları selamlıyarak Münih Başkonsolosluğu görev bölgesinde yaşayan Türk toplumunun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını tebrik ederek Almanca ve Türkçe yaptığı konuşmasında özetle, -Almanya’da yaşayan Türk toplumunun giderek güçlenmesi ve varlığını hissettirmesinin temel hedef olduğunu, bu hedefe ulaşmanın yolunun gençlerimizin, çocuklarımızın eğitim seviyelerini yükseltmekten, Türk toplumu içindeki birlik ve beraberlikten geçtiğini, çocukların ve gençlerin, Almancayı ve Türkçeyi iyi şekilde öğrenerek, iyi birer eğitim almalarını, böylece hem Türk toplumuna hem Alman toplumuna yararlı bireyler olmalarını arzu ettiğine işaret etti ve “Almanya’daki Türk toplumunun, tıpkı Türkiye’nin sahip olduğu gibi bir “köprü” rolünü üstlenmiş olduğunu, bu bağlamdaAlman toplumu ile yakın bir bağ oluşturmak gibi çok önemli bir görevi olduğuna” vurgu yaptı.

“Burayı artık ikinci vatan olarak gören, Almanya’ya ekonomik ve kültürel alanlarda değerli katkılarda bulunan Türk toplumunun eşit bireyler olarak kabul görmelerinin beklendiğini” söylerken, “geçmişi uzun yıllara dayanan Türkiye ile Almanya arasında ilişkilerin yanı sıra Türkiye ile Bavyera arasındaki ilişkilerin her alanda daha da gelişmesine önem vererek görev süresi boyunca buna çaba göstereceğini” belirtti.

“Sayın Cumhurbaşkanımızın Cumhuriyet Bayramı mesajlarında da ifade ettiği üzere, 2023 hedeflerimiz, 2053 ve 2071 vizyonlarımız ışığında Ülkenin daha üst seviyeye çıkartmanın hedeflediğini” ifade etti.

Davet, Kanuni Zeki Göçmen’in Atatürk’ün sevdiği müzik parçaları ve seçme eserlerden potpori eşliğinde servis edilen ikramla devam etti.T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay
Prof. Dr. Marion Kiechle, T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay
T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay
Orhan Tinengin, T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, Prof. Dr. Marion Kiechle

Duayen Gazeteci Orhan Tinengin, T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, Prof. Dr. Marion Kiechle

Bilim ve Sanat Bakanı” Prof. Dr. Marion Kiechle

Bilim ve Sanat Bakanı” Prof. Dr. Marion Kiechle

 
Turan Kaya – Panorama Medya / München

 

 

 

 

 

Başarılı Hocalardan Gençlere Tavsiyeler..

0
Münih’te ( DiTiB Students München ) DİTİB Münih Üniversiteliler Birliğili  gençlere yönelik Önemli bir konferans düzenlendiler.
Konferansa T.C Münih Başkonsolusu Mehmet Günay, T.C Münih Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Mustafa Çakır.  ( FOM ) Prof.DR.Kemal Orak, (BMW) Dr. Muammer Özkul ve (Tradium) İş adamı  ATA Karaçalı, Türk basın mensupları ve çok sayıda talebe gençler katıldılar.
Toplantıya katılan Münih Başkonsolusu Mehmet Günay, ( FOM ) Prof.DR.Kemal Orak, (BMW) Dr. Muammer Özkul ve (Tradium) İş adamı  ATA Karaçalı, gençlere Okul hayatında, iş hayatındaki kariyerde,  Kendileri yaşadıkları  zorlukları  Gençler ile paylaştılar.
Prof. Dr.Kemal Orak,Dr. Muammer Özkul ve İş adamı  ATA Karaçalı
Yapmış olduğu samimi konuşmaları ile salondaki gençlerin dikkatini beğenisi kazanan Dr. Muammer Özkul gençlik yıllarında yaşamış olduğu zorlukları aynen canlı gibi anlatarak gençlere büyük  motivasyon verdi.
 Yaşam okul iş kariyerlerinde  hep düz bir yol yoktur  yaşamda her alanda  inişler çıkışlar zorluklar vardır.Önemli olan siz neyi nerede nasıl istiyorsunuz bunu sizin bilmeniz lazım sevdiğiniz iş konularında  ne kadar yeteneğiniz var ” bu gibi  konularda önemli ip uçları vererek açıklamalar yaptı.
Konferans Gençlerin  Hocalara sordukları  soru ve  cevap eşliğinde ve yapılan ikram ile son buldu.
Haber: Turan Kaya – Panorama Medya Münih

 

EN ÇOK OKUNANLAR