adige

Adigeler

Çerkes tanımı “öncelik sırasına göre” iki şekilde açıklanan ve kabul gören tanımlara sahip. Birinci anlamı ile Çerkes; kendilerine Adige diyen, Adige milletine mensup, Adigabze (Çerkesce) konuşan boyları kapsayan, tarihi vatanları Cherkessia (Çerkesya) olan Adigeleri tanımlar.

Diğer ve ikincil anlam olarak Çerkes; tarihi ve dilsel köken bakımından ortak geçmişe sahip Adige, Abaza ve Ubıh halklarını kapsayan bir isimdir.Çerkesler hakkında ilk bilgiler M.Ö 5. yüzyıla ulaşmaktadır. Herodot’un ‘Suhai’ sözcüğü daha sonraki Zugi (Zuhi=İnsan) sözcüğüyle aynı anlamda kullanılırken bu sözcükler günümüzdeki ‘Çerkes’ sözcüğüyle eş anlamda kullanılmaktadır.

Xenephon MÖ 2. yüzyılda Skylax ”Kerket” sözcüğünü kullanılırken daha sonra Strabonlardan (Cercetea=Sersetea) söz etmektedir. Gürcü kaynaklarında ‘Kavkazi’ kullanılırken kendi kendilerini ‘Zihi’ ile tanımlıyorlar. MS.10 yüzyılda ilk defa ‘Adige’ sözcüğü ortaya çıkar. Adige sözcüğünün anlamı da bilinmemektedir. Gökçe (1979:7) Adige sözcüğünü şöyle açıklamaktadır: ”Çerkes diye yüksek mevkilere gelen Adigelere derlerdi’’. Bu yaklaşımda yeterli olmamaktadır. Adige halk etimolojisinde ise anlamı ”üstün”dür. Hatta ‘biz güneşin huzmelerinden doğduk’ denmektedir.

Alman bilim adamı Eichwald (1838:356) göre Bizans yazarı Chalcocondylas 15. yüzyılda Zarkassen sözcüğünü kullanmaktadır. Büyük bir olasılıkla Çerkes sözcüğü bu kelimeden türetilmiştir.

Araplar ‘’Kerkes’’, Cenevizliler ‘’Kirkasi’’ kelimesini kullanır. Ünlü Kafkasolog A. Dirr (1908:206) Çerkes sözcüğünün antik devirde kullanılan ‘’Kerket’’ten türetildiğine inanmaktadır. Yine Dirr pm 54. cilt, 204-212 sayfalarında ‘’Günümüzdeki Kafkas Halklarının Adları’‘ adlı makalesinde Kafkas halklarını şöyle gururlandırmaktadır.

1. Grup: Gürcü, Las, Mengrel ve Svaanlar
2. Grup: Abazalar, Çerkesler ve Wubıhlar.
3. Gurup: Çeçenler ve Lezgiler

Dirr bu guruplandırmayı yaptıktan sonra Abaza ve Çerkesleri bizlere tanıtmak amacıyla Abazaları ve Çerkesleri ayrı ayrı incelemektedir. Tatarca ve Türkçe ”başkesen” anlamına gelmektedir.

Ruslarla birlikte 1860’lı yıllarda Adigelere karşı savaşan Almanya’nın Prusya prensi Albrecht von Preusen ise Çerkes sözcüğünün kahraman ve yiğit kişiler için kullanıldığını yazmaktadır.
Çerkes sözcüğünün kapsamı da genelde sadece Adige dillerini kullanan halklar için kullanılmaktadır.

Geçen yüzyılın en tanınmış Kafkasologu Dr. A. Dirr 1908 yılında Petermanns Mıtteılungen dergisinin 54. cildinin 206. sayfasında şöyle yazmaktadır: Adigece konuşan bir çok Adige kabileleri içine alan Tscherkess (Circassian) sözcüğüdür. Hemen hemen tüm Kafkasologlar; (Lopatinski, Ljulje gibi) Adige eşittir Çerkes denklemini kabullenmişlerdir.

Dil bilimciler ve etnologlar Çerkes ile Adige’yi aynı halk için kullanırken, politik ve belerestik literatürde tüm kuzey Kafkaslarda yaşayan halkları bu tanım adı altında toplamaktadırlar.

19. asırda yaşamış meşhur Alman filozofu Gegel’in “Ruhun Filozofu” adlı eserinde yazdığına göre Adigeler Avropoidler sınıfının en üstün grubunu oluştururlar. Bu gruba Kafkas Grubu ismini vermiş.
Gürcüler ve İtalyanları da aynı gruba dahil etmiştir. Dünya tarihinin temelinde ve yükselmesinde bu grubun büyük katkısı olduğunu yazar belirtmekte.

Halkımız kendini hep Adige diye tanıtır birbirlerine Adige diye hitap ederler, anadilleri Adigecedir. Dünya görüşleri yaşantıları örf ve adetleri yazılı olmayan Adige yasaları (Xabze) ile düzenlenir. Binlerce yıllık tarihleri boyunca Adigelerin kat ettiği bu yolda başka milletlerin Adigeler için kullandığı değişik isimler oldukça fazladır. Bunun gibi dünyada değişik isimlerle anılan bir çok milletler vardır. Hatta kendileri için kullandıkları isimler birbirinden farklı da olabilir.Tarihte bunların bir çok örneği vardır. Adige-Abhaz-Abaza halkının temelini araştıran tarihçilerin görüşüne göre bu halkların temeli Hat krallığına dayanmakta. Bu krallığın sınırları içinde Karadeniz’in doğu ve kuzey sahillerinin tamamı, Anadolu’nun kuzey sahillerinin büyük bölümü İç Anadolu’nun büyük kısmı, Kuzey batı Kafkasya (Gürcistan, Abhazya Krasnodar Kray, Aşağı Adigey) giriyordu.Hat krallığını meydana getiren Hatit halkından olan Abesla, Kask halklarından Adige- Abhaz-Abaza ırkının türediği kaydedilmekte. Bu görüşün temeli ise Hatit ‘lerin kullandığı lisanla Adige-Abhaz-Abaza lisanlarının temelde aynı olmasıdır.Kask isminden türemiş olupta Adıgeler için çok eski zamanlarda kullanılan isimler şöyle: Kesak, Kesag, Kasag, Kasog. Bu gün bile Asetinler ve Sıvanlar Adigeler için Kasag, Kaskon derler.

İ.Ö. 8-7 y.y. arasında Abesla ve Kask halklarından Meot krallığı doğdu. Bu krallıkta yaşayan halklara yabancılar meotlar derlerdi. Bu gün de yabancıların Adigeler için kullandığı isim de aynıdır.

Meot krallığında bir çok adıge kabilesi yaşardı. Bunlar Sindler, Dendariyeler, Fettailer, Kerketler, Toreatler, Doshler, Psesler, Zihler, Geniohler, Aheiyler ve diğerleri. Bu krallıkta yaşayan Adige kabilelerinden Sındler İ.Ö. 6-5 yy. da güçlü bir konuma gelmiş ve Sindike adlı devleti kurmuşlardı. İ:Ö: 8. Yy dan İ.S. 13. Yy dan sonra ise Adigeler için Çerkes ismi kullanılmaya başlanmış tarihde bu isimle geçmiştir. Adigeler her zaman kendi topraklarında yaşadılar hiç başka topraklarda yaşamadılar. Başka halklarda Adige topraklarında hiç olmadılar. Tarihlerinde bunun aksine kayıtlara rastlanmıyor.

Adige yurdu sınırları yukarıda Don nehrinden başlar güneyde Kafkas sıradağlarının zirvesine kadar uzanırdı. Doğuda ise Sunca Irmağının Terç’e ulaştığı yere kadar uzanmaktaydı. Bu sınırlar 15-16 y.y. arasında da aynıydı.O Yüzyıllarda gerek topraklarında gerek nüfus sayılarında hep azalma olmuştur. Çünkü sonu gelmeyen uzun savaşlardan hiç kurtulamamışlardı.

Güzel ve zengin yurtlarına Azak Denizinin (Uzev denizi) ve Karadenizin verdiği büyük imkanları da katarsak çevrede yaşayan diğer halkların hep ilgisini iştahını çekmiş güçlü ordularıyla bu enterasan ülkeye hep saldırmışlar.

Adigeler bu güzel vatanlarını yüzyıllarca düşmana karşı savunmuşlar canlarını mallarını esirgemeden hep hür yaşamışlar güçlerini hep bu uğurda harcamışlarİşte bu yüzden Adigeler büyük yerleşim yerleri kaleler yapamadılar. Hatti Krallığının ve Sindihe devletinin yazı dili olan lkisanı kaybetmeleri vatan topraklarının ve nüfusun küçülmesi hep bu savaşlar yüzünden oldu. Bu süreç 20 y.y. kadar devam etti. Bunun dışında başka bir sebep daha var. 15-19 yy. arasında gerek Avrupa’da gerek Asya’da büyük devletler, imparatorluklar oluştu. Bu yüzyıllar içinde Adige yurdu çok rahat ve güçlü değildi bir çok savaşlara sahne oldu.

Bu gün Adigeler Rusya Federasyonunu oluşturan Adigey Kabardey- Balkar, Karaçay Çerkes Cumhuriyetleriyle Krasnodar Kray, Stavropol Kray ve Kuzey Osetya Cumhuriyetlerinde yaşarlar ve kendilerini hep Adige diye tanıtırlar.

Çarlık Rusya’ sının 18-19 y.y da Adigeler le yaptığı yüzyılı aşkın büyük ve acımasız savaşta Adige’ler büyük kayıplar vermiş beş bin yıllık vatanlarından büyük çoğunluğu zorla sürülmüş, Osmanlı topraklarına göç ettirilmiştir. O büyük kanlı savaşta gerek Adigeler’den gerek diğer halklardan ne kadar insan yok oldu bilen yok.

Bu gün Diasporada üç milyondan fazla Adige yaşamakta. Bunun üç milyona yakını Türkiye’de, Suriye’de, Mısır’da, Ürdün’de, İsrail’de, Balkanlarda, Doğu Avrupa ‘da, Amerika’da ve Rusya Federasyonunun muhtelif yerlerinde yaşarlar.

Diasporada’ ki Adige’ler yaşadıkları ülkelerin tarihinde kültüründe kalkınmalarında hep yapıcı olmuşlar hiçbir zaman yıkıcı olmamışlar içinde yaşadıkları halklardan hep itibar görmüşler saygı görmüşlerdir. Yine bu gün Anavatan’ların da şu Adige kabileleri yaşamaktalar.

Şapsığ’lar (Karadeniz sahilinde), Bjedug’lar, Abazalar, Çemguy’ler Adigey Cumhuriyertinde Besleney’ler bir kısım Kabardeyler, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Kabardey’ler Kabardey Balkar Cumhuriyetinin Büyük Kabardey- Küçük Kabardey (Clehsteniy) de yaşarlar. Hristiyan Adigeler yukarı Osetya ve Mezdog bölgesinde yaşarlar. Stavropol ve Krasnodar Kray topraklarında serpilmiş vaziyette Adige köyleri vardır. Bunlar kendilerini hep Adige diye tanıtırlar. Adige dilini konuşur Adige örf ve adetlerini yaşarlar. Adige’lerin yaşantılarından komşu halkları çok etkilenmişler kıyafetlerini, silahlarını, Nart destanlarını, toprağı işleyişlerini, atlarını hayvancılıklarını hep örnek almışlar bunu isteyerek ve severek benimsemişler. Özellikle Adige kılık kıyafeti bütün Kuzey Kafkasya’da çok benimsenir ve sevilir. Bunun dışında Adige oyunları, müzikleri de taklit edilir.

Adige’lerin en büyük özelliklerinden biri de diğer insanlara yardım etmek, onlara değer vermek paylaşmak. Bu özellikleri binlerce yıldır değişmeden devam etmektedir. Adige tarihinde (binlerce yıllık) hiçbir zaman bir başka halka veya devlete saldırdıklarına dair kayıt yoktur. Ama kendilerinden çok daha güçlü ve kalabalık ordulara karşı vatanlarını hep savunarak gelmişlerdir.Adige halkının yaşamında kültürel değerler ön plandadır. Adige’ler ve kültürleri üzerinde baskılar hep var olmuştur ve kendi kültürlerini geliştirirken aynı zamanda bu baskılara karşı durmak zorunda kalmışlardır.

Kendi kültürünü geliş­tirmek, başkalarının kültürlerini yok saymamaktan ve küçümseme­mekten geçer. Adige’ler de hiçbir kültürü küçümsememiş, saygı duymuşlardır.Adige halkı uzun çileli tarihi yolculuğunda ne kadar çile çektilerse de ne kadar zorda kaldılarsa da ne kadar sürgüne azaba duçar oldularsa da güzelim örf ve adetlerini Anadillerini Adige’liklerini hiç unutmadılar. Lisanlarını unutsalar bile Adige olarak kalmaları kesindir.Diğer bir değişle elmas kadar saf ve temiz olan Adige Tarihi ve halkı hep var olmuştur var olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir