Belçikalı siyaset bilimi profesörü Maddens: Yeni Türk sistemi Belçika’dakinden daha demokratik

Belçikalı siyaset bilimi profesörü Maddens, “Yeni Türk sistemi bizimkinden daha demokratik. Türkler, idarenin başına gelecek kişiyi kendileri seçebilecek. Biz ise aksine, inişli çıkışlı koalisyonların merhametine kalmış durumdayız” dedi.

BRÜKSEL

Belçikalı siyaset bilimi profesörü Bart Maddens, Türkiye’de halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğinde öngörülen sistemin Belçika’daki sistemden daha demokratik olduğunu, Türk halkının artık idarenin başına kimin geleceğine kendisinin karar vereceğini söyledi.

Leuven Üniversitesinde siyaset bilimi dersleri veren Prof. Maddens, Flamanca yayın yapan VRT kanalına bağlı De Redactie internet sitesi için, “Türkiye’deki gibi bir referandum Belçikalılara layık görülmüyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Darbe girişimi sonrası Türkiye’yi ziyaret ettiğini, ancak gördüklerinin ‘mutlak bir totaliter atmosferin’ zıttı olduğunu kaydeden Maddens, “Konuştuğum kişilerin çoğu, bana samimi bir demokrat gibi göründü. Gelecek hafta pazar günü yapılacak referandumda ‘evet kampının’ kazanması bana sürpriz olmaz.” dedi.

“Yeni Türk sistemi bizimkinden daha demokratik
‘Evet’in kazanması durumunda Türkiye’nin diktatörlüğe döneceğine ilişkin iddialara değinen Maddens, meseleye medyada yer alanlardan daha incelikle bakmak gerektiğini ifade ederek, şunları yazdı:

“Paradoksal olarak, yeni Türk sistemi bizimkinden daha demokratik. Türkler, idarenin başına gelecek kişiyi kendileri seçebilecek. Biz ise aksine, inişli çıkışlı koalisyonların merhametine kalmış durumdayız. 2019 seçimlerinden sonra başbakanımız Michel, De Wever, Peeters veya Di Rupo mu olacak? Bu konuda karar vermenin çok az bizim söyleyeceklerimize bağlı olduğunu biliyoruz.”

“Biz hala Osmanlı dönemindeyiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın seçmesi durumunda 2029’a kadar ülkeyi yönetebileceği değerlendirmelerine dikkat çeken Maddens, şunları kaydetti:

“Peki ya biz? Belçika’da devletin başı (kral), eski rejimlerde olduğu gibi ömür boyu görevini sürdürüyor. Her ne kadar törensel yetkileri olsa da, seçmenlere hesap verme durumunda değil. Bu açıdan bakıldığında biz hala Osmanlı dönemindeyiz, Türkiye ise bu dönemi 1922’de kapattı.” değerlendirmesini yaptı.

“Belçika’da güç parti genel başkanları cuntasında”
Belçika’daki gerçek gücün başbakandan ziyade “parti genel başkanları cuntasında” olduğunu, yöneticileri halkın değil, partilerin seçtiğini ifade eden Maddens, “Neyse ki güç, değişik partiler tarafından paylaşılmış durumda. Ancak eğer Belçika’da tek bir parti mutlak çoğunluğa sahip olsaydı, o partinin genel başkanı Erdoğan kadar güçlü olurdu.” ifadesini kullandı.

“Referanduma layık görülmedik”
‘Hayır cephesine’ medyada az yer verildiğini, bunun aksinin sağlanması gerektiğini ancak yine de halka referandumla görüşünün sorulduğunu kaydeden Maddens, “Ancak biz Belçika’da buna (referanduma) layık görülmedik. Eğer parti genel başkanları bir anayasa reformuna karar vermiş olsalardı, parlamentoya getirilip aceleyle kabul edilirdi. Vatandaşlar da sessiz kalmak zorunda olurdu.” değerlendirmesini yaptı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir