FUTBOL ARTIK “TAMAMEN DUYGUSAL”

0
13

Jorge Valdano’nun ünlü lafıdır; “Futbol yaşadığımız hayatın metaforudur” der. Futbol da edebiyat ve müzik gibi toplumsal bir olaydır; zaman zaman isyan, zaman zaman acı, zaman zaman güzelliktir; bir metafor ve bir stildir.

Futbolun tarihi Sümerler’e kadar dayanır. Mısır mezarlarında da duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürleri vardır. Bazı kaynaklarda Orta Asya Türklerinin de topa elle dokunmadan ayak ve kafa ile oynamış oldukları bir oyundan söz edilir. İngiltere’de kökleri 12. yüzyıla kadar uzanarak kuralları olmadan, 18. yüzyılda ise devlet ve kilisenin toplum değerlerini kötü etkilediği savıyla yasaklanmış olmasına rağmen birçok kolejde 100 yıl kadar daha organize bir şekilde takımlar kurularak, ellerin ve ayakların birlikte kullanılması ile o tarihde genellikle toplumun elit kısmını peşinden sürükleyerek oynanan bir oyundu.

Sümerlerden, milyon Euro’lara uzanan bir hikaye futbol ve artık sadece bir spor değil; küresel bir endüstri çarkının en çok işleyen dişlilerinden bir tanesi. Artık kulüp değerlendirmelerinde, bütçelerinde, transferlerde milyon eurolar konuşuyor. Futbol, ülke ve insan ilişkilerini geliştiriyor, yönlendiriyor ve iyi kullanıldığında, dünya barışına büyük katkılar yapacak bir birikim ve reklam dünyasının en çok tercih ettiği ortam oluyor. Ayrıca futbol, şehirler, bölgeler, ülkeler hatta kıtalar arası sosyal ve ekonomik yakınlaşmayı da temin ediyor.

Futbol giderek bir endüstri olarak devleşirken kulüpleri yönetmek neredeyse holding yönetmekle eşdeğer hale geldi. Ortada kazanılan bir para var ve bu paranın tekrar parasal başarıya dönmesi şart. İşte oyunun en büyük kuralı da bu. Futbol ekonomisi, gelir ve giderleriyle, transfer piyasasıyla, reklam ve medya yatırımlarıyla, yarattığı marka değeri ve ligleriyle, bu kurala odaklanıyor.

Başta İngiltere olmak üzere Avrupa’da 1980’lerin başından, ülkemizde ise 1990’lı yılların sonlarından itibaren, kulüplerin yeni stadlar inşa ederek gelirlerini artırma isteğiyle başlayan ve sonrasında ortaya çıkan reklam, sponsorluk gelirleri ile bunların etkisiyle artış gösteren logolu ürün (merchandising) gelirleri ve özellikle özel televizyon kanalları arasında yaşanan yoğun rekabetin bir sonucu olarak önemli artışlar yaşanan yüksek yayın hakları gelirlerinin de katkısıyla baş döndürücü bir hızla futbol büyük bir endüstri olarak yeniden yapılanmıştır. Yeni ekonominin hızla değişen dinamikleri, “taraftar/müşteri” sayıları milyonlarla ölçülen futbol kulüplerinin, hızla ekonomik bir örgüt olarak organize olmalarına neden olmuştur. Yeni stadlarını inşa ederek geleneksel gelirlerini artırmak, bununla birlikte 1980’lerin başında ortaya çıkan merchandising, sponsorluk, reklam ile 1990’lar sonrasında önem kazanan medya ve yayın gelirleri gibi yeni gelirleri ortaya koyarak, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası vb. uluslararası turnuvalarda başarılı olmaları zorunluluğu, futbol kulüplerini başdöndürücü bir hızda şirketleşme sürecinin içerisine sokarak, kuruluşlarından bu yana devam etmiş olan sadece sportif bir organizasyon olmalarını misyonunu, satışları devasa büyüklüklere ulaşan pazarlamanın ön planda olduğu ve profesyoneller tarafından yönetilen ekonomik / kurumsal organizasyonlara dönüştürmüştür.

Endüstri haline gelerek yapı değişikliğine uğrayan ve ekonomik gerçeklerin ön plana çıktığı günümüzün “yeni futbol” kurallarıyla birlikte ortaya çıkan iş modellerinin ana prensibi, medya platformları, içerik sağlayıcılar, reklamcılar, sponsorlar ve organizatörler gibi destek unsurlarını optimum şekilde kullanılarak, futbol şovunu yaratmak, oynatmak ve sonuç olarak diğer alternatif eğlence/spor türleriyle rekabet ederek ticaretleştirmekden geçmektedir. Bu yeni futbol düzeninde kendilerini yeniden yapılandırarak başarılı olan Manchester United, Barcelona, Real Madrid gibi Kulüplerin birbirinden farklı iş modelleri incelendiğinde, hepsinin ortak paydasının, mevcut durumlarını objektif olarak tespit ettikden sonra, sportif, ekonomik ve sosyal başarı hedefiyle uzun vadeli sürdürülebilir stratejiler eşliğinde, kurumsal değer artışı sağlayacak bir değer zincirini bütün detaylarıyla ortaya koymuş oldukları görülmektedir.

Transfer piyasasının günümüzde çok çılgın boyutlara ulaştığını görüyoruz. Ağustos ayında Juventus, uzun süredir peşinde olduğu dünyaca forvet oyuncusu Gonzalo Higuain’in transferini resmen tamamladı. Juventus kulübünün resmi internet sitesinden “Hoş geldin Pipita!” başlığıyla yapılan açıklamada, Arjantinli yıldız için 90 milyon Euro bonservis bedeli ödeneceği bildirildi. Higuain böylelikle, dünya futbol tarihinin en pahalı 5 transferinden biri oldu. Ancak sonrasında transfer rekoru, Manchester United kulübünden geldi. Amerikan Glazer ailesinin sahibi olduğu İngiliz Manchester United kulübü, Juventus’un genç yıldızı Paul Pogba’ya tam 105 milyon Euro ödeyerek renklerine kattı. Böylelikle Paul Pogba, tarihin en pahalı transferi ünvanına sahip oldu. Bu transferin ilginç kısmı ise şüphesiz Paul Pogba’nın bundan yaklaşık 4 yıl önce Manchester United’dan arkasına teneke bağlanarak ücretsiz şekilde yollanmasıydı. 4 yıl önce ücretsiz yollanan futbolcuya, 2016 yazında tam 105 milyon Euro ödeyip geri almak? Futbol çılgınlığının geldiği noktayı özetler nitelikte…

Peki bir futbolcuya ödenen 105 milyon Euro ile neler yapılabileceğini hiç düşündünüz mü? Bu parayla, henüz yeni açılmış Osman Gazi Köprüsü’nden tam 2 milyon 165 bin kez geçiş yapabilirsiniz. 1386 adet TOKİ dairesi, 216 adet taksi plakası veya 406 bin adet cumhuriyet altını satın alabilir, Juventus’un maçlarını oynadığı Juventus Arena’yı tüm maliyetleri dahil inşa edebilirsiniz. Ayrıca Paul Pogba’nın bonservisine verilen 105 milyon Euro banknota çevirilirse, ağırlığı yaklaşık 1.2 ton oluyor…

Emre Kaplan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here