Taksim’e cami yapılmalı mı? Yapılacaksa proje bu mu olmalı?

Taksim’e cami yapılmalı mı? Yapılacaksa proje bu mu olmalı?

Ünlü Mimar Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp’ten Adige Panorama’ya özel açıklamalar!

Burcu KILIÇARSLAN

Mimar ve kentbilimci Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, Adige Panorama Dergisi ekibini Kalamış’taki ofisinde ağırladı.

İstanbul’un gözbebeği olan Taksim’e cami projesiyle adından söz ettiren; devasa projesiyle yurt dışından ödüllere layık görülen Ahmet Vefik Alp, kabul edilmeyen cami projesiyle ilgili Adige Panaroma Dergisi’nin sorularını yanıtladı.

İşte Ahmet Vefik Alp’le yaptığımız keyifli söyleşimiz:

Taksim’e bir cami yapılacaksa proje bu mu olmalı?

Taksim’e bir cami yapılması her zaman Türkiye’de bir siyasi konu haline geldi. Hatta zıtlaşma konusu oldu. Bazı çevreler ‘Taksim’e bir cami yapılmalı’ derken, diğer çevreler de ‘Hayır ne gereği var. Taksim’de cami mi olur, zaten var etrafta camiler’ şeklinde yaklaştılar. Ve işte merhum sayın Necmettin Erbakan Bey döneminde bu konu tavan yaptı. Sayın Erbakan büyük bir camiyi Taksim Gezi Parkı’na yapmak istediğini belirtmişti. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan Bey İBB Başkanı seçildiğinde ben de yarıştım. MHP adayıydım, konu yeniden gündeme geldi ve Taksim Cami Kültür Sanat Vakfı bu konuyu takip ediyordu başından sonuna dek. Çeşitli toplantılar yapılıyordu. Ben de katılıyordum zaman zaman çağırıyorlardı mimar olarak. ‘Nerede yapılsın, nasıl yapılsın’ şeklinde tartışmalar oluyordu. Ben Gezi Parkı’na cami yapılmasına, yani caminin yerinin Gezi Parkı olmasına çok sıcak yaklaşmıyordum. Tabii meydanın ortasına da söz konusu değildi. Ben esasında bir başka yer önerdim. Bugün Taşkışla dediğimiz eski teknik üniversite binası ve onun karşısında bir kütüphane var, üstadımız benim hocam Sedat Hakkı Erdem tarafından çizilmiş; şu anda hizmet veren bir kütüphane var. O kütüphanenin hemen arkasında Mete Caddesi dediğimiz Taksim’den Taşkışla’ya gelen cadde vardır. O Mete Caddesi ile o kütüphane arasında boş parsel vardır. Ben o alanı beğendim. Birçok nedeni de vardı. Hem tam Taksim’in ortasında; göbeğinde değildi çünkü tepkiler de oluyordu. Ama diğer taraftan da ucundaydı, boğazdan algılanıyordu burası. Boğazdan geçerken gemiler caminin siluetini görebiliyorlardı. Şu anda eski Sheraton, şimdi Taksim Intercontinental Oteli’nin hemen altı. Orada topoğrafya boğaza doğru, stadyuma doğru düşüyor. Orada yapılacak bir cami külliyesini tavsiye etmiştim. Ama sonunda karar farklı çıktı. Arsa-arazi konuları da var. Arsa kimin nasıl olacak?

Bundan aşağı yukarı 3 yıl evvel Taksim Cami Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu bize müracaat etti ve dedi ki ‘Biz bir proje yaptırmak istiyoruz. Sayın başbakan da bunu himaye ediyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı kastediyorlar. ‘Biz birkaç mimara projeler yaptırdık, bazıları tanınmış ama memnun kalmadık, içimize sinmedi siz bir proje yapar mısınız’ şeklinde. Ve işte dediler ki ‘Paramız da yok’. Ben de dedim ki ‘Bu bir hizmet. Ön projeyi yani fikir projesini bila bedel seve seve yaparım. İleride uygulamaya geçerse tabii daha çok çizilme olacak, detaylar olacak, mühendislik çalışmaları olacak o zaman konuşulur’ dedim masrafımız. Ama ilk aşamayı ben hediye ediyorum vakfımıza, Taksim’e, İstanbul’a’. Ve böylece bir çalışma başlattık. Önce bütün dünyadaki cami projelerini yeni; çağdaş projeleri, inceledik. Biz orada tavrımızı yani mimari tavrımızı vakfa bildirdik. Dedik ki ‘Biz eski Osmanlı camisini kopya etmeyiz. Böyle bir proje yapamayız yanlış geliyor. Çünkü mimari gününü yansıtıyorsa doğrudur. Başta büyük ustamız Mimar Sinan’ın ortaya koyduğu o şaheserler 500 yıl evvelki şartlara göre şekillenmiştir. Ayasofya’dan da etkilenen Mimar Sinan o zaman tek malzeme olan taşı kullanarak bu büyük mekanları kapatmıştır. Başka da yolu yoktur.

Biz de dedik bugünün anlayışı; malzemesi, teknolojisi, işçiliği, mühendisliği çerçevesinde günümüzü yansıtan bir proje yaparız. Netekim kilise de sinagog da bu yönde çok aşamalar kaydetti. Hem eski imaj yok olmayacak baktığınız zaman bu cami diyeceksiniz. Ama çağdaş bir yorum olacak. Vakıf bunu kabul etti ve heyecanlandılar. Çalıştık, taradık ettik 1 sene sürdü. Çeşitli alternatifler yaptık. Kendi aramızda onları yarıştırdık eledik, sonunda benim sonsuzluk dediğim bir kubbe, içinde gizemli Allah yazıları var. Ama arsamız çok küçük olduğu için yerin altını kullanan bir proje ile geldik. Yerin altına tam 7 kat indik. Projemizi sunduk. Vakıf çok beğendi. Derken yarışmalara katıldı. Arka arkaya 3 uluslararası ödül alındı.”

Taksim’e bir cami ihtiyacı olduğunu ve dinle aramızdaki gerilimi yok etmemiz gerektiğini belirten Alp, sözlerini şöyle sürdürdü:

NE KİLİSENİN ALTINDA EZİLEYİM, NE DE ATATÜRK’Ü EZEYİM

Milano’ya gidiyorum en güzel meydanda Katedral… Paris’e gidiyorum Sacre Coeur, Notre Damme… Niye bu camiden korkuyoruz?

Biz burada camiyi öyle çizeceğiz ki Atatürk’ü bayrağımızı ve dinimizi bir araya getireceğiz. Netekim biliyorsunuz orada Pietro Canonica isimli İtalyan heykeltıraşın yaptığı Atatürk heykeli var Taksim’deki. Bir taraftan da hemen İstiklal Caddesi’nin çıkısında Aya Triada Kilisesi var. Bir de tabii vakıftan bazı üyeler bize ‘Hocam herhalde Rum Kilisesi’nden küçük yapmayacaksın’ diyordu. Ama bizim arsamız bir kere öyle büyük bir yapıya imkan vermediği gibi verse bile orada Atatürk heykelini de ezmek istemiyorduk. Ben bir denklem peşindeydim. Ne kilisenin altında ezileyim, ne de Atatürk’ü ezeyim. Bu denklemi yakalamaya çalıştık ve başardığımızı düşünüyorum. Formumuzun yumuşaklığı, büyüklük ve ölçülerimiz birbirini tamamlayan eserler haline geldi. Ve ödülü de tahmin ediyorum biraz da bundan dolayı kazandık.

Daha sonra vakıf projeyi sayın Recep Tayyip Erdoğan’a takdim etti. Ama anladığımız kadarıyla sayın Erdoğan projenin modern olduğunu, halbuki o Osmanlı Selatin cami istediğini ifade etti. Selatin camileri padişahların bir savaş kazandıktan ve ganimet getirdikten sonra yaptıkları ve parasını da kendi ceplerinden ödedikleri camilere diyoruz. Bunun üzerine biz projenin ana fikrini değiştirmeden bir tadilata gittik. Eskiye biraz atıf yapan bir görüntü vermeye çalıştım.

Cumhurbaşkanımız Çamlıca’ya şu anda yaptırdığı gibi eski Osmanlı camileri görüntüsünü arıyordu. Ve anladığım kadarıyla da öyle bir çalışma başlatıldı. Bize artık yapacak bir şey kalmadı. Tabii bu araziye öyle bir camii yaptırmak da mümkün değildi. Arazinin büyümesi gerekiyordu.”

BEN PROJEME GÜVENİYORUM. REFERANDUM YAPILSIN

Ahmet Vefik Alp, Adige Panaroma Dergisi’nin “Bu kadar emek boşuna mı?” sorusuna ise şöyle cevap verdi:

“Bu proje çok büyük bir ses getirdi. Ödülleri aldık tamam ama New York Times gazetesi bunu kocaman bastı. International Herald Tribune da bastı. 4’te bir sayfa bu projeye yer verildi. Biraz tabii Gezi olaylarıyla bağlayarak verdiler ama bütün dünyadan mimarlar ve yabancı mimar dostlarım beni tebrik yağmuruna tuttular. Niye tuttular? ‘Hocam’ dediler. Yani NYT’ın bir mimari projeyi, üstelik bu bölgelerden, New York’ta değil… Londra’da değil… Bu kadar öne çıkarıp bu kadar yer ayırması bizi de onurlandırdı. Bir mimar olarak. Ama esas olan eserin yapılmasıydı. Yapılmayacak şeklinde düşünüyoruz. Kısmet olur mu başka bir yere başka birisi yaptırır mı bilmiyoruz ama tabii Taksim’de yapılsaydı… Ben projeme güveniyorum. Bir referandum yapılsın. Artık İstanbul halkı mı yapar, Türkiye geneli oylanır bilmiyorum. Hangi proje seçiliyorsa ben neticeye razıyım.”

Ahmet Vefik Alp, yerin 7 kat altına inilen; – 3. katında İslam, -4. katında Hristiyanlık, -5. katında ise Musevilikle ilgili eserlerin yer alacağı cami projesiyle ilgili son olarak “Projeye yukardan baktığımızda ay yıldız görünüyor. Bayrağımızı, Atatürk’ü ve dinimizi bir araya getirdik. Bunu biz bütünleştirmek ve adına da Taksim Cumhuriyet Camii ve Dinler Müzesi koyduk. Medeniyetlerin buluştuğu bir nokta. Museviler, Hristiyanlar ve Müslümanlar gelip bütün o tarihi yaşayacak ama en üstünde İslam olacak. Bu yüzden çok alkış aldık” açıklamasını yaptı.

wholesale jerseys cheap mlb jerseys cheap jerseys

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir